PÎR SULTAN ABDAL

Yasami

Pîr Sultan Abdal'in yasami üzerine, yazili kaynaklarda pek bilgi yoktur.
Dogum ölüm yillari bile bilinmiyor. Yasami üzerine bilgiler, genellikle,
kendi siirlerinden, halk söylentilerinden, kusaktan kusaga anlatilagelen
menkibelerden, bir de yakinlarinin ya da baska ozanlarin onu anlatan
siirlerinden çikarilir.

Gene de bu yollardan epeyce bilgi edinilmistir, çünkü Pîr Sultan,
baglandigi tarikatin din anlayisini, dünya görüsünü yansitmakta ya da
derinlestirmek için soyut siirler yazan bir sanatçi degildir, dogrudan
dogruya basindan geçenleri, kavgasini, özlemlerini, katlandigi acilari,
yasaminin türlü yönlerini yansitan somut siirler yazmistir.

Siirlerden, halk söylentilerinden çikarilan bilgilere göre, Pîr Sultan
Sivas'in Yildizeli ilçesinin Çirçir Bucagina bagli Banaz köyünde dogmustur.
Yildizdagi eteklerinde, Çirçir'a kirk sekiz kilometre uzaklikta, denizden
bin yedi yüz metre yüksekte, çogu tek katli kerpiç evleri, soguktan
korunmak için yari yariyariya topraga gömülü bir köy...

Banaz'da bugün de Pîr Sultan'in oldugu söylenen bir ev, önünde sairin
yasadigi dönemden kaldigina inanilan bir sögüt agaci, agacin altinda,
asâsinin ucuna takip Horasan'dan getirildigine inanilan bir degirmen tasi
vardir. Pîr Sultan yaz aylarinin güzel havalarinda bu tasin üstüne oturup
karisiyla sohbet edermis. Köylüler bu evi, agaci, tasi kutsal sayarlar.

Kizinin yaktigi agitta uzun boyluluguna, biçimliligine deginilen sairin
asil adi, siirlerinde belirttigine göre, Haydar'dir. Bir yerde soyunun
Yemen'li oldugunu, bir yerde Peygamber'in öz torunu oldugunu söyler, bir
yerde de Imam Zeynel-Âbidin'den "Zeynel dedem" diye söz eder. Uzmanlara göre, Pîr Sultan'in bu sözleri söylemesinin nedeni halk üzerindeki etkisini arttirmak içindir.
Muhammed peygamber soyundan geldiklerini, "seyyid"liklerini ileri sürmek tarikat ululari arasinda bir gelenektir. Genel kani, sairin Iran'in dogusundaki Türk yurdu Horasan'dan, önce Iran Azerbeycani'ndaki Hoy kasabasina, oradan da Anadolu'ya göçüp Sivas'a yerlesen bir Türkmen soyundan geldigi yolundadir.
Çocuklugu çobanlikla geçen Pîr Sultan'in okuma yazma bildigi anlasiliyor,
ama bilgin bir kisi oldugu söylenemez. Tekke egitimi çerçevesinde
kalmistir. Halifeler tarihini, peygamber menkibelerini, evliya
menkibelerini, tarikat kurallarini, Yunus Emre'yi, Hatâyî'yi bilir. Bunlar
disinda, çaginin bilimleriyle ilgilenmedigi gibi, divan edebiyati ile de
ilgilenmemistir. Siirlerinde Yunan mitolojisinin, Iran mitolojisinin izleri
pek yoktur. Ayrica, genel olarak bütün tarikatlarin kaynaklandigi Tasavvuf
felsefesinin yüksek konularina da girmez.

Söylentiye göre, Pîr Sultan'in üç oglu, bir kizi varmis. ogullarindan
Seyyit Ali Banaz köyünün üst yanindaki çam korusunda,Pîr Muhammed Tokat'in Daduk Köyünde, Er Gaib de Dersim'de gömülüymüsler. Adi Sanem olan kizinin Pîr Sultan asildigi zaman söyledigi agit çok ünlüdür. Bazi uzmanlar bu agiti Sanem'in agzindan bir tarikat ozaninin yazmis olabilecegini belirtirler. Pîr Muhammmed ise babasi gibi sairdir. Delikanli iken attan düserek öldügü, Pîr Sultan'in "Allah verdigini almaz dediler / Bana verdigini aldi n'eyleyim" derken bu olaya degindigi söylenir. Siirlerinden uzun yasadigi, çok çocugu bulundugu açikça anlasilan sairin, sagliginda iki ogul acisi görmüs oldugunu ileri sürenler de vardir.

Pîr Sultan Alevî-Bektasî tarikatindandir. Tarikata girme arkadasi, yani
musaibi, Ali Baba'dir. Baglandigi tekkenin pîri ise, Ahmet Yesevî'nin
Anadolu'ya gönderdigi dervislerden Koyun Babanin tekkesinde, Bektasîligin kurucusu Haci Bektas Veli'nin tekkesinde posta oturmus, yani en üst makamlara getirilmis Seyh Hasan'dir.

Pîr Sultan, baglandigi tarikatça yalniz dinsel önder degil, devlet baskani
olarak da görülen Iran Sahlari adina, Anadolu halkini Osmanlilar'a karsi
kiskirttigi, ayaklanmaya çagirdigi, belki de bir ayaklanmaya öncülük ettigi
için, Sivas Valisi Hizir Pasa'nin emriyle tutuklanmis, yolundan dönmeyecegi anlasilinca da asilmistir.

Söylentiye göre, asildigi yer Sivas'da eskiden Keçibulan adini tasiyan,
sonra uzun süre Daragaci diye anilan, simdi ise Kepçeli denilen yerdir.
Bugün Sanayi Çarsisi'nin karsisinda Mal Pazari olarak kullanilan bu alanin
Gazhane bitisiginde, sira sögütlerin bitiminde bulunan, boyu bes metre, eni
bir metreden fazla, bakimsiz toprak yigini onun mezaridir. Üstündeki moloz taslar, asilmasi sirasinda Hizir Pasa'nin emriyle halkin attigi taslardir.

Mezarinin, bir menkibeye göre Erdebil'de, Bektasî gelenegine göre de
Merzifon'da oldugu söylenir. Daha baska söylentiler de vardir, ama gerçege en yakin görünen söylenti asildigi yere gömüldügü, yakinlarinin, tarikat erlerinin, hükümet baskisi yüzünden ölüsünü alip köyüne bile
götüremedikleridir.

Siirlerinden, halk söylentilerinden çikarilan bu daginik bilgileri
degerlendirebilmek için, önce, Pîr Sultan'in ne zaman yasadigini saptamak
gerekir.


--------------------------------------------------------------------------------

NE ZAMAN YASADIGI

Uzmanlar "Yürüyüs eyledi Urum üstüne" diye baslayan siirindeki sözlerine
bakarak, Pîr Sultan Abdal'in Sah Tahmasb zamaninda yasadigini söylüyorlar.
Bu siirinde söyle sözler var:

 Aslini sorarsan Sah'in ogludur
 Koca Haydar Sah-i cihan torunu
 Ali nesli güzel imam geliyor
"Koca Haydar Sah-i cihan" diye anilan, Sah Ismail'in babasi Seyh
Haydar'dir. "Sah" diye anilan ise, Akkoyunlu Devleti'ni yikip
Safevîogullari Devleti'ni kurarak Sîî mezhebi baskanligi ile devlet
baskanligini birlestiren, Sah Ismail'in kendisidir. Seyh Haydar'in torunu,
Sah Ismail'in oglu da Sah Tahmasb'dir.

Sah Tahmasb'in saltanat döneminin (1524-1578) büyük bir bölümü, Kanunî Sultan Süleyman'in saltanat dönemine (1520-1566) rastlar. Bu iki hükümdar geçmisteki aci olaylar yüzünden, uzun süre ülkeleri arasinda barisi saglayamamislar, Iranlilar ile Osmanlilar, 1534'den 1554'e kadar, tam yirmi yili anlasmazliklar, çatismalar, savaslarla geçirmislerdir. Kanunî Sultan Süleyman 1534'de yaptigi dogu seferinde, Iranlilar'in elinde bulunan
Bagdat'i Osmanli topraklarina katmis, Sah Tahmasb 1548'de Anadolu'ya
girerek Kemah'a kadar ilerlemis, 1552'de Ercis, Ahlat kalelerini geri
almistir.

Pîr Sultan'in siirlerindeki olaylarin Sah Tahmasb dönemindeki olaylara
uymasi, daha sonraki Iran sahlarinin Anadolu üzerine "yürüyüs eylemis"
olmalari, bazi uzmanlarin kesin konusmalarina, sairin bu dönemde
yasadigindan süphe edilemeyecegini söylemelerine yol açar.

Oysa bu dönemde Sivas'da valilik etmis bir Hizir Pasa yok, ama 1552'de
Köstendil, 1554'de Sam, 1560'da Bagdat beylerbeyliklerinde bulunmus bir
Hizir Pasa var. Uzmanlar 1567'de ölen bu Hizir Pasa'nin, Bagdat'a giderken, Sivas'a ugrayip oradaki ayaklanmayi bastirmis olabilecegini söylüyor. Bu görüs dogruysa, Pîr Sultan 1560'da asilmis demektir.
Pîr Sultan'in dili on altinci yüzyilin ikinci yarisinin dilidir, diyen bazi
uzmanlar ise sairin 1560'da asilmis olabilecegini kabul etmiyorlar. Onlar
halk söylentisini degerlendirerek baska bir yoldan gidiyor, Sivas'da
valilik etmis Hizir Pasa'yi ariyorlar.

Sofi Aziz Mahmut Hüdâyi Efendi'nin I. Ahmed'e yazdigi bir mektupta,
Alevîler ile Seyh Bedreddin'e bagli olanlari iyi taniyan, onlarla
ugrasmasinin bilen bir Hizir Pasa'dan söz ediliyor. Belgenin ilgili
bulundugu dönemde ise iki Hizir Pasa yasamis. Birinin özellikleri söyle:

Deli Hizir Pasa, Van Beylerbeyi (1582), Kars Beylerbeyi olarak Iran
seferine katilma (1587), Erzurum Beylerbeyi (1588), Sivas Valisi (1588),
Diyarbakir Valisi (1589), gene Sivas Valisi (1590), Tuna Muhafizi (1602),
Budin Muhafizi (1605), ölümü (1607).

Deli diye anilmasi gözü pek, acimasiz bir kimse oldugunu gösteriyor. Ayrica Iran seferine katilmis, yani Safevîlere karsi savasmis. Safevî yanlisi
Alevîlere düsmanlik besleyebilir. Iki kere Sivas'a vali gönderilmis,
ikincisinde oldukça uzun kalmis. Alevîleri iyi tanidigi, onlarla
ugrasmasini bildigi anlasiliyor.

Pîr Sultan'i astiranin Sivas Valisi Deli Hizir Pasa oldugunu söyleyen
uzmanlarin görüsü dogruysa, sairin ölümü 1588'de, ya da 1590'dan sonradir.

Gene uzmanlara göre, Pîr Sultan 1534'de Bagdat'in Osmanlilar'a geçisi
üzerine, Iran Sahina, Güzel Sah'im çok yerlerden görünür
Asli nedir niye verdin Bagdat'i diye siir yazmistir. 1534 ile 1590 arasinda 56 yil var. Pîr Sultan bu siiri yazdiginda, diyelim 20 yasindaysa, 76 yasinda ölmüs olur.

Böyle uzun bir ömür sürdügü kabul edilirse, uzmanlar arasindaki görüs
ayriliklari da sona erebilir. Çünkü bu uzun ömre hem Pîr Sultan'in
siirlerindeki olaylara uygun düsen Sah Tahmasb dönemi, hem de Deli Hizir
Pasa sigdirilabiliyor.

Gene de bazi durumlarin açiklanmasi kolay degil. Örnekse, Pîr Sultan'in
siirlerinde bir Alevî ayaklanmasindan söz ediliyor, oysa Deli Hizir Pasa
döneminde Sivas'da böyle bir ayaklanma olmamis.

Uzmanlar arasindaki görüs ayriliklarinin ötesinde, kesin olan sudur: Pîr
Sultan abdal on altinci yüzyilda Anadolu'da, Sivas yöresinde yasadi.


--------------------------------------------------------------------------------

KITAPLAR

Pîr Sultan abdal üzerine ilk önemli çalismayi 1929'da Sadettin Nüzhet ERGUN yapmis, 105 siir yayimlayarak, sair üzerine bilgiler verilmistir: XVII Asir
Saz Sairlerinden Pîr Sultan Abdal.

Konuya ikinci önemli yaklasim Pertev Naili BORATAV ile Abdülbâki
GÖLPINARLI'nin birlikte hazirladiklari, 1943'de yayimlanan Pîr Sultan Abdal adli kitaplar olmustur.

Diger yayinlar:


 a.. Pîr Sultan Abdal,Abdülbâki Gölpinarli, Varlik Yayinevi
 b..
Pîr Sultan Abdal, Cevdet Kudret, Yeditepe Yayinevi
 c.. Pîr Sultan Abdal, Cahit Öztelli, Milliyet Yayinevi
Sabahattin Eyüboglu'nun, ölümünden önce hazirlayip bitiremeden biraktigi
bir seçmeler kitabi, dostlarinca tamamlanip Cem Yayinlari arasinda basildi.


--------------------------------------------------------------------------------

SANATI

Halkin benimsedigi, destan kahramani durumuna getirdigi sairlerin
alinyazisini Pîr Sultan da paylasmistir. Uzmanlar yazmalarda gördükleri ya
da agizdan agiza sürüp gelen Pîr Sultan siirlerinden hangilerinin gerçekten
onun oldugunu, hangilerinin onun adina baskalarinca söylendigini ayirmakta güçlük çekiyor, çaresiz kaliyorlar. Görünüse bakilirsa, halkimiz Pîr Sultan'in siirlerini çogaltma çabasini günümüzde bile sürdürüyor.

On altinci yüzyilda yazildigi bilinen bir yazmadaki, genellikle eski
yazmalardaki Pîr Sultan siirleriyle sonradan bulunanlar arasinda, gerek
dil, gerek söyleyis yönünden büyük ayriliklar oldugu gerçektir.

Bu durumu gözönünde tutan uzmanlar, Pîr Sultan'in sanati üzerine
konusurken, özellikle eski yazmalardaki siirlerinden, onun söyledigine
kesin diye bakilan siirlerden yola çikiyorlar. Görüsleri söyle
özetlenebilir:

Pîr Sultan Halk edebiyati geleneklerinden hiç ayrilmamis, ölçü, uyak,
biçim, dil, söyleyis özellikleriyle, bir halk ozani görünümünü hep
sürdürmüstür. Siirleriin genellikle hece ölçüsünün 11'li (4+4+3 ve 6+5) ya
da 8'li (4+4 ve 5+3) kaliplariyla yazmis, arada 7'li kalibi da
kullanmistir. Aruz ölçüsüyle siiri yoktur. Yalniz, gene heceyle yazdigi bir
siirinde gazel düzenini denemistir.
Bunun disinda siirleri hep dörtlikler
biçimindedir, kosma ya da semaî biçiminde... Çogu zaman yarim uyak
kullanmis, ses azligini rediflerle giderme yoluna da sIk sIk basvurmustur.

Siirlerinden Pîr Sultan'in saza bagliligi açikça anlasiliyor. Iyi bir çalgi
ustasi oldugu da düsünülebilir.

Konularini yalnizca dinsel inançlardan, mezhep ya da tarikat inançlarindan
almamis, yasamin çesitli yönleri üzerine kesinlikle din disi siirler de
söylemistir. Tarikat siirlerinde ise, Ali, On Iki Imam gibi genel konularin
yani sira, kendi kavgasini, yasadigi günlerdeki çatismalari, ayrintilariyla
yansitmis olmasi çok ilginçtir. Kurumsal konulara, örnekse Tasavvufun derin sorunlarina girmemis, yasam karsisinda hep sonut, hep disa dönük kalmistir.
Inançlarinin,kavgasinin yilmak bilmez, sözünü sakinmaz bir
propagandacisidir.

Onun siirlerini okurken Anadolu'nun toplumsal tarihi üzerine bilgiler
ediniriz. devlet düzenini bozuklugunu, mezhep ayriligindan dogan iç
kavgalari, bu yüzden Alevîlere yapilan zulümleri, kadilarin haram yedigini,
müftülerin yalan yanlis fetva verdigini, Siilerin karsilastigi güçlüklerin
Sünnî halktan degil, Sünnî Osmanli Devleti'nden geldigini ögreniriz. Alevî
Türkmenlerin, yönetimi durmadan bozulan, dinsel hosgörüden uzaklasan
Osmanlilar'dan nasil kopup, Mehdî diye, kurtarici diye Iran Sahlarina
sarildiklarini, siyasal kaygilara nasil araç edildiklerini görürüz. Bu
baglanisin altindaki çaresizlikleri, giderek bu baglanisin yarattigi umut
kirikliklarini sezeriz.

Pîr Sultan din disi konular islerken halk ozanlarinin kaliplasmis sözlerini
kullandigi gibi, zaman zaman bunlardan bütünüyle uzaklasmis köy yasamini tertemiz, katkisiz bir gözlem gücüyle yansiyan siirler de söylemistir.
Insan, hayvan, doga sevgisiyle örülmüs siirler...

Kullandigi dil çaginin konusma dilidir. Yabanci sözcükler, din, mezhep,
tasavvuf, tarikat araciligiyla yasadigi günlerin konusma diline girdigi
oranda onun siirlerine de girmistir


 KAYNAK: MEMET FUAT

 Pîr Sultan Abdal
 Yasami Sanatçi Kisiligi Yapitlari
 DE Yayinevi 1977



ALÇAKTA YÜKSEKTE YATAN

 Alçakta yüksekte yatan erenler
 Yetisin imdada aldi dert beni
 Basimi alip hangi yere gideyim
 Gittigim yerlerde buldu dert beni

 Oturup benimle ibadet kildi
 Yalan söyledi de yüzüme güldü
 Yalin kiliç olup üstüme geldi
 Çaldi bölük bölük böldü dert beni

 Üstümüzden gelen boran kis gibi
 Yavru sahin pençesinde kus gibi
 Seher çagi bir korkulu düs gibi
 Çagirta çagirta aldi dert beni

 Abdal Pîr Sultan'im gönlüm hastadir
 Kimseye diyemem gönlüm yastadir
 Bilmem deli oldu bilmem ustadir
 Söyle bir sevdaya saldi dert beni

 Pir Sultan Abdal
 

 

 

 

 

BEN DERVISIM DIYE

 Ben dervisim diye gögsün gerersin
 Hakk'i zikretmeye dilin var midir
 Sen kendini görsene ilden n'ararsin
 Hâli hâl etmeye hâlin var midir

 Birgün balik gibi aga sararlar
 Mürsidinden rehberinden sorarlar
 Tütsü yakip köse köse ararlar
 Ben ariyim dersin balin var midir

 Dertli olmayanlar derde yanar mi
 Tahkik dervis ikrarindan döner mi
 Her bir uçan gül dalina konar mi
 Ben bülbülüm dersin gülün var midir

 Pîr Sultan'im senin derdin desilmez
 Derdi olmayanlar derde düs olmaz
 Mürsidsiz rehbersiz yollar asilmaz
 Mürsid eteginde elin var midir

 Pir Sultan Abdal

 

 

 

 BENI GÖRÜP YÖNÜN ÖTE DÖNDÜRME

 Beni görüp yönün öte döndürme
 Yine gitmez meylim sendedir sende
 Yikip hilâl kaslarini yere indirme
 Günah sende degil bendedir bende

 Seker vardir dudaginda dilinde
 Arzumanim kaldi gonca gülünde
 Sen bir padisâhsin hükmün elinde
 Senin ile dâvam sendedir sende

 Sensiz çikip yaylalari yaylamam
 Engeller içinde sirrin söylemem
 Çok günah isledim inkâr eylemem
 Ik'ellerim kizil kandadir kanda

 Nice beyler ile gezdim yoruldum
 Kan bulanik aktim duruldum
 Sencileyin çok güzele sarildim
 Dahi sevgin candadir canda

 Pîr Sultan Abdal'im böyle deyiptir
 Âsiklar güzeli sevegeliptir
 Bir güzel sevmeyle kanli m'oluptur
 Kellem terkidedir yandadir yanda

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)


 Meyil: gönül akisi, sevda
 Ik'ellerim: iki ellerim
 Sencileyin: senin gibi
 Deyiptir: demistir
 Terki: eyerin arkasi


 

 

 

 

BIR GÜZELIN ÂSIKIYIM

 Bir güzelin âsikiyim agalar
 Anin için tasa tutar el beni
 Gündüz hayalimde gece düsümde
 Kumdan kuma savuruyor yel beni

 Reyhanini devsir devsir dest'eyle
 Ben deliyim ögüt verip pest eyle
 Düsmanimi el yaninda dost eyle
 Bir gececik mihman eyle al beni

 Ak gül olsam al yanaga sokulsam
 Gülâb olsam ak yüzüne saçilsam
 Kölen olsam pazarlarda satilsam
 Kölem deyü ak sinene sar beni

 Pîr Sultan Abdal'im gamzeli oltur
 Hezaran sinemde yaralar çoktur
 Benim senden özge sevdigim yoktur
 Inanmazsan ol Allah'a sor beni

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 Anin: onun Mihman: konuk
 Devsirmek: toplamak Gülâb: gül suyu
 Pest eyle: yatistir Gamze: yan bakis, naz ile bakma
 Hezaran: binlerce Ol: o


 

 

BIR NEFESCIK SÖYLEYELIM

 Bir nefescik söyleyelim
 Dinlemezsen n'eyleyelim
 Ask deryasin boylayalim
 Ummana dalmaya geldim

 Ask harmaninda savruldum
 Hem elendim hem savruldum
 Kazana girdim kavruldum
 Meydana yetmeye geldim

 Ben Hakk'in ednâ kuluyum
 Kem damarlardan biriyim
 Ayn-i cem'in bülbülüyüm
 Meydana ötmeye geldim

 Ben hak ile oldum asna
 Kalmadi gönlümde nesne
 Pervaneyim atesine
 Oduna yanmaya geldim

 Pîr Sultan'im yeryüzünde
 Var midir noksan sözümde
 Eksiklik kendi özümde
 Dârina durmaya geldim

Nefes: Alevî-Bektasî ozanlarinin tarikat konularini
isleyen tekkelerde makamla söylenen kosuklari.

Ednâ: en asagi
Kem: kötü,
Damar: huy
Ayn-i cem: Alevî-Bektasîlerin Tarikata girme töreni
Asna: tanis
Od: ates

Dâr: dar agaci. (Alevî-Bektasîlerde tören yapilan yerin
tam ortasina "dâr" denir, tarikata girecek olanlar ya da bir kusur
isleyip bagislanmayi dileyenler tören sirasinda burada dururlar, yani
"dâra dururlar")


 

 

BU YIL BU DAGLARIN

 Bu yil bu daglarin kari erimez
 Eser bâd-i sabâ yel bozuk bozuk
 Türkmen kalkip yaylasina yürümez
 Yikilmis asiret il bozuk bozuk

 Kizilirmak gibi çagladim aktim
 El vurdum gögsümün bendini yiktim
 Gül yüzlü ceranin bagina çiktim
 Girdim bahçesine gül bozuk bozuk

 Elim tutmaz güllerini dermeye
 Dilim tutmaz hasta hâlin sormaya
 Dört cevabin mânasini vermeye
 Sazim düzen tutmaz tel bozuk bozuk

 Pir Sultan'im yaratildim kul diye
 Zalim pasa elinden mi öl diye
 Dostum beni ismarlamis gel diye
 Gidecegim amma yol bozuk bozuk

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)


 Bâd-i sabâ: sabah yeli, tan yeli Il: ülke, yurt
 Ceran: ceylan, ahû, karaca Dermek: toplamak
 Dört cevap: dört kitap Zalim pasa: Hizir pasa
 Dostum: Tanri'm Ismarlamis: çagirmis


 

 

 

DOSTUN BAHÇESINE BIR HOYRAT GIRMIS

 Dostun bahçesine bir hoyrat girmis
 Korudur hey benli dilber korudur
 Gülünü dererken dalini kirmis
 Kurutur hey benli dilber kurutur

 Su meydanda serilidir postumuz
 Çok sükür Mevlâ'ya gördük dostumuz
 Bir gün kara toprak bürür üstümüz
 Çürütür hey benli dilber çürütür

 Kendisi okur da kendisi yazar
 Hak hilâl kasina eylemis nazar
 Senin akranlarin cennette gezer
 Hürüdür hey benli dilber hürü

 Hangi dinde isen ona tapayim
 Yarin mahser günü bile kopayim
 Egil bir yol ak gerdandan öpeyim
 Beri dur hey benli dilber beri dur

 Dervise n'olursa kendi tacindan
 Irakibe ölüm yâre gecinden
 Benzimin sarisi senin ucundan
 Saridir hey benli dilber saridir

 Pîr Sultan Abdal'im basindan baslar
 Iyisini yer de kemini taslar
 Bin çiçekten bir kovana bal isler
 Aridir hey benli dilber aridir

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)


Post: Alevî Bektasî törenlerinin yapildigi meydanda
 (odada) tarikat ulularinin onikisinin makami sayilan oniki post.

 Taç: dervislerin giydigi baslik
 Irakib: rakip, düsman

 

 

 

EMEK ÇEKTIM

 Emek çektim bir ev yaptim erenler
 Yine bu güzele bildiremedim
 Bahar geldi çiçek bitti ot bitti
 Toprak güldü tasi güldüremedim

 Yüregimde belli belli yaralar
 Seytan kalbin almis gözün köreler
 Hakk'in niyaz eylemeye âr eyler
 Egilip bir secde kildiramadim

 Hû demine bir ikrari güdenin
 Tu yüzüne ikrarindan dönenin
 Pîr Sultan'im münafigin nâdanin
 Gönül aynasini sildiremedim

 Pir Sultan Abdal

 

 

 GEL BENIM SARI TAMBURAM

 Gel benim sari tamburam
 Sen ne için inilersin
 Içim oyuk derdim büyük
 Ben anin'çin inilerim

 Koluma taktilar teli
 Söyletirler bin bir dili
 Öldüm ayn-i cem bülbülü
 Ben anin'çin inilerim

 Koluma taktilar perde
 Ugrattilar bin bir derde
 Kim konar kim göçer burda
 Ben anin'çin inilerim

 Gögsüme tahta döserler
 Durmayip beni oksarlar
 Vurdukça bagrim deserler
 Ben anin'çin inilerim

 Gel benin sari tamburam
 Dizler üstünde yatiram
 Yine kirildi hatiram
 Ben anin'çin inilerim

 Sari tamburadir adim
 Göklere agar feryadim
 Pîr Sultan'imdir üstadim
 Ben anin'çin inilerim

 Pir Sultan Abdal

 

 

 

 GELMIS IKEN BIR HABERCIK

 Gelmis iken bir habercik sorayim
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin
 Gerçek erenlere yüzler süreyim
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 Alçaginda al kirmizi tasin var
 Yükseginde turnalarin sesi var
 Ben de bilmem ne talihsiz basin var
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 Benim Sah'im al kirmizi bürünür
 Dost yüzün görmeyen düsman bilinir
 Yücesinden Sah'in ili görünür
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 El ettiler turnalar bazlara
 Daglar yesillendi döndü yazlara
 Çigdemler tasinsin söylen kizlara
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 Sah'in bahçesinde gonca gül biter
 Anda garip garip bülbüller öter
 Bunda ayrilik var ölümden beter
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 Ben de bildim su daglarin sahisin
 Gerçek erenlerin nazargâhisin
 Abdal Pir Sultan'in seyrangâhisin
 Niçin gitmez Yildizdagi dumanin

 Pir Sultan Abdal

 

 

 

 

HAYIR EDEM DERKEN

 Hayir edem derken islerim ser oldu
 Elimden bir kaza çikti erenler
 Evliye ceminde yerim dar oldu
 Elimden bir kaza çikti erenler

 Benim ahtim oldur hatir yikmayim
 Evliyanin buyrugundan çikmayim
 Yüzümü çevirip serre bakmayim
 Elimden bir kaza çikti erenler

 Indim ilim deryasini boyladim
 Günahim çok ama bir bir söyledim
 Sanki yaninizda hata eyledim
 Elimden bir kaza çikti erenler

 Benim bir sözüm var efsane sözde
 Ne günah der isen bulunur bizde
 Erenler nisani var ise bizde
 Elimden bir kaza çikti erenler

 Pîr Sultan Abdal'im belâli basim
 Ferahtan ayrildim gamdir yoldasim
 Al olan malimi sag eyle basim
 Elimden bir kaza çikti erenler

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

 Oldur: odur
 Efsane söz: yalan , uydurma söz
 Erenler nisani: erenlerin Tanri yolunda çektiklerinin izi
 Ferah: sevinç, iç açikligi
 Gam: tasa, kaygi

 

 

 

HEY SEVDIGIM

Allah Allah desem, kalksam yürüsem
Acap su daglari asamam mola
Boz atli Hizir'i yoldas eylesem
Varip efendime düsemem mola

Sevdigim, baginda güllerin gonca
Usuldur boylarin, bellerin ince
Adi güzel Imamlarin önünce
Kerbelâ'da sehit düsemem mola

Sakin hey sevdigim, nâsiden sakin
Erenler geri almaz attigi okun
Irak yerlerini sen eyle yakin
Iki atlayip bir dem düsemem mola

Ben güzel pîrîme verdigim ikrar
Doluda, kirçindan, borandan saklar
Ihlâs âsik olan ikrarin bekler
Ikrarin bendini çesemem mola

PIR SULTAN ABDAL'im, dost çiresine
Arzumanim kaldi Sah cilvesine
Altmis ile yetmis üçün arasina
Özümü irfana kosamam mola

Pir Sultan Abdal
(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)


 kirçi: küçük taneli kar
 çesmek: çözmek

 

 

 

 

 

KUL OLAYIM KALEM TUTAN ELINE

 Kul olayim kalem tutan eline
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz
 Sekerler ezeyim sirin diline
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz

 Allahi seversen kâtip böyle yaz
 Dün ü gün ol Sah'a eylerim niyaz
 Umarim yikilir su kanli Sivas
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz

 Sivas illerinde zilim çalinir
 Çamli beller bölük bölük bölünür
 Ben dosttan ayrildim bagrim delinir
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz

 Münafikin her dedigi oluyor
 Gül benzimiz sararuban soluyor
 Gidi Mervan sâd oluban gülüyor
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz

 Pir Sultan Abdal'im hey Hizir Pasa
 Gör ki neler gelir sag olan basa
 Hasret koydu bizi kavim kardasa
 Kâtip ahvalimi Sah'a böyle yaz

 Pir Sultan Abdal

 

 

 MEVLÂ'M ÇÜN YARATTI

 Mevlâ'm çün yaratti Ahmed'i nurdan
 Insan olan gelir nura çevrilir
 Böyle kurulmustur bu çarh-i devran
 Mansur olan gelir dâra çevrilir

 Yegin sular dâim engine akar
 Pervaneler özün odlara yakar
 Serçe kanda olsa aslina çeker
 Bülbül olan gelir güle çevrilir

 Gümanli gönülde nur mu eglenir
 Cennet haricinde hur mu eglenir
 Arisiz kovanda bal mi eglenir
 Ari olan gelir bala çevrilir

 Bir sürçmekle at ayagi kesilmez
 Bir suç ile âdemoglu asilmaz
 Bu yolu erenler kurdu basilmaz
 Yol ehli kandaysa yola çevrilir

 Pîr Sultan Abdal'im yatir hastadir
 Elinde gülleri deste destedir
 Âdemoglu bir acayip nesnedir
 Muhabbetle tatli dile çevrilir.

 
Pir Sultan Abdal

 

 

 

 

 

 SEHER VAKTI KALKAN KERVAN

 Seher vakti kalkan kervan
 Iniler de zârilanir
 Bir güzele düsen gönül
 Çiçeklenir korulanir

 Bahçemizde güller biter
 Dalinda bülbüller öter
 Engel gelir bir kal katar
 Olan isler gerilenir

 Bülbül geldi kondu dala
 Bülbülden yok hata güle
 Engel bir tas atar göle
 Yüzen ördek yaralanir

 Pîr Sultan Abdal göçelim
 Pîr elinden bâd'içelim
 Inkâr olandan kaçalim
 Inkâr birgün paralanir

 Pir Sultan Abdal

 

 

 

 SERSERI GIRME MEYDANA

 Serseri girme meydana
 Asiktan ahval isterler
 Kallaslik ile urma dem
 Tasdik ehli kal isterler

 Uyan bu gaflet habindan
 Isbat isterler batindan
 Her asika sohbetinden
 Ikrar ile yol isterler

 Erenler oynar utulmaz
 Bu yola hile katilmaz
 Burda harmühre satilmaz
 Ya gevher ya lâ'l isterler

 Kili kirk pare ederler
 Birin yol tutup giderler
 Dile n'itibar ederler
 Hâl içinde hâl isterler

 Pir Sultan Abdal n'eylersin
 Muskil halledip söylersin
 Arisin çiçek yaylarsin
 Yarin senden bal isterler

 Pir Sultan Abdal
 (PIR SULTAN ABDAL, haz.
Memet Fuat, 1977)


 Dem urmak: Gelisigüzel söz etmek.
 Tasdik ehli: Dogruluyanlar (Tarikat ululari)
 Gaflet habi: Gaflet uykusu
 Batin: iç yüz (tarikat bilgileri)
 Utulmaz: Yutulmaz
 Harmühre: Katir boncugu
 Gevher: mücevher,
 Lâ'l: Kirmizi renkli degerli tas
 Pare: Parça
 Birin: Kilin kirk parçasindan biri
 N'itibar: Ne itibar

 

 

 

 

 

YALAN DÜNYA

 Yürü bire yalan dünya
 Yalan dünya degil misin
 Hasan ile Hüseyin'i
 Alan dünya degil misin

 Ali bindi Düldül ata
 Can dayanmaz bu firkata
 Boz Kurt ile kiyamete
 Kalan dünya degil misin

 Tanri'nin Aslan'in alan
 Düldül'ü daglara salan
 Yedi kere issiz kalan
 Kalan dünya degil misin

 Bak su k isa, bak su güze
 Ciger kebab oldu köze
 Muhammed'i bir top beze
 Saran dünya degil misin

 PIR SULTAN'im ne yatarsin
 Kurmus çarkini dönersin
 Ne konarsin. ne göçersin
 Kalan dünya degil misin

 Pir Sultan Abdal


 Ademoglu su dünyaya gelince
 Yeni açmis güle benzer misali
 Anasindan dogup kirki çikinca
 Kalaylanmis tasa benzer misali

 Mushaf alip hocasina varinca
 Destur alip mektebinden dönünce
 On yasindan on besine girince
 Yen'aslama fidan olmus misali

 Yirmisinde kara sakal getirir
 Otuzunda bagdas kurup oturur
 Kirk yasinda da sohbetler yetirir
 Önü bendli göle benzer misali

 Ellisinde kara sakal bozari
 Altmisinda o da Hakkin nazari
 Kalbi dikizlenir akli azali
 Içi çürük koza benzer misali

 Yetmisinde deve gibi muzular
 Sekseninde ilik kemik sizilar
 Doksaninda yol göründü gaziler
 Gazel olmus güle benzer misali

 PIR SULTAN'im bunu böyle buyurdu
 Müminleri Hak kendisi kayirdi
 Yüz yasinda talan geldi savurdu
 Uçup gider kusa benzer misali

 PIR SULTAN ABDAL



 Ali Ali deyip ne inilersin
 Inilersin dolap derdin ne senin
 Sen de benim gibi yarali misin
 Inilersin dolap derdin ne senin

 Kim söktü getirdi seni yerinden
 Daglar taslar ah eyleyi zarindan
 Sen de mi ayrildin nazli yarinden
 Inilersin dolap derdin ne senin

 Pir Sultan'im ahim arsa dayandi
 Hasret nari ile yüregim yandi
 Yoksa Hüseyin'den haber mi geldi
 Inilersin dolap derdin ne senin

 PIR SULTAN ABDAL


AMANIN EYLE MÜRÜVVET

 Amanin eyle mürüvvet
 Gördügüne tapma gönül
 Yüzüne bakmayanin sen
 Tozuna da bakma gönül

 Bir kardasa meyil verip
 Tuz ile ekmegini yiyip
 Azicik noksanini görüp
 Tez basina kakma gönül

 Arap ata binip cosma
 Karli buzlu daglar asma
 Her gördügüne sir açma
 Dolulari dökme gönül

 Pir Sultan'im gündür ava
 Çektigim emekler hava
 Nasihatim olsun sana
 Sen hatirlar yikma gönül

 PIR SULTAN ABDAL


 Asnamdan ayrildim yamandir halim
 Adettir asikin hali böyl'olur
 Pir aklimi aldi çevirdi basim
 Mecnun dedikleri böyl'olur

 Murayi olanlar bir sirra ermez
 Gögsünde iman olan asika kiymaz
 Üstüne yaslanan kokuna doymaz
 Firdevs-i a'lanin gülü böyl'olur

 Su askin atesi sinemi yakti
 Ah ile feryadim göklere çikti
 Gözlerimden yas yerine kan akti
 Yaz bahar çayinin seli böyl'olur

 Göründü gözüme bu askin babi
 Bülbül dalda sada verir harabi
 Beni mest eyledi askin sarabi
 Dost elinden gelen dolu böyl'oldur

 PIR SULTAN ABDAL'im yoldan dönmezem
 Dünya ahret Piri elden koymazsam
 Mühanetin sofrasina sunmazsam
 Sa'adetli Sultan kulu böyl'olur

 PIR SULTAN ABDAL




 Be yarenler be kardaslar
 Gör neyledi zaman bizi
 Gözüm yasini akitti
 Sel eyledi zaman bizi

 Can nice ayrilir tenden
 Ten nice ayrilir candan
 Ayak ayak nerdubandan
 In eyledi zaman bizi

 Gelin gidelim zecrile
 Can kurban olsun asile
 Bir halden bimez cahile
 Kul eyledi zaman bizi

 Kimi baydir kimi fakir
 Yaradan Mevla'ya sükür
 Ne akil kodu ne fikir
 Del'eyledi zaman bizi

 Pir Sultan'im döne döne
 Dolu içtim kana kana
 Su yerde kim yana yana
 Dul eyledi zaman bizi

 PIR SULTAN ABDAL


 

 

 

BIR GÜZELIN ASIGIYIM ERENLER

 Bir güzelin asigiyim, erenler
 Onun için tasa tutarlar beni
 Gündüz hayalimde gece düsümde
 Kumdan kuma savuruyor yel beni

 Al gül olsam al gerdana takilsam
 Kemer olsam ince bele sarilsam
 Köle olsam pazarlarda satilsam
 Yarim deyi al sinene sar beni

 Abdal Pir Sultan'im gamzeler oktur
 Hezaran sinemde yaralar çoktur
 Benim senden özge sevdigim yoktur
 Inanmazsan git Allah'a sor beni

 PIR SULTAN ABDAL


Bir yavru yolladim gurbet ellere
Emaneti sana boz atli Hizir
Seni bekçilerler nice ellere
Emaneti sana boz atli Hizir

Nice günler gördüm bahti karali
Nice günler gördüm dertli çareli
Bir yavru yolladim yürek yarali
Emaneti sana boz atli Hizir

Hak'tan bize bizden halka zulüm yok
imanim var vadesize ölüm yok
Senden baska kanadim yok kolum yok
Emaneti sana boz atli Hizir

Pir Sultan Abdal'im böyle m'olacak
Beklerim yollarin yavrum gelecek
Anali babali murad alacak
Emaneti sana boz atli Hizir

Pir Sultan Abdal




 Bülbül olsam varsam gelsem
 Hakkin divaninda dursam
 Ben bir yanil alma olsam
 Dalinda bitsem ne dersin

 Sen bir yanil alma olsan
 Dalinda bitmeye gelsen
 Ben bir gümüs çövmen olsam
 Çeksem indirsem ne dersin

 Sen bir gümüs çövmen olsan
 Çekip indirmeye gelsen
 Ben bir avuç çavdar olsam
 Yere sacilsam ne dersin

 Sen bir avuç çavdar olsan
 Yere saçilmaya gelsen
 Ben bir güzel keklik olsam
 Bir bir toplasam ne dersin

 Sen bir güzel keklik olsan
 Bir bir toplamaya gelsen
 Ben bir yavru sahin olsam
 Kapsam kaldirsam ne dersin

 Sen bir yavru sahin olsan
 Kapip kaldirmaya gelsen
 Ben bir sulusepken olsam
 Kanadin kirsam ne dersin

 Sen bir sulusepken olsan
 Kanadim kirmaya gelsen
 Ben bir deli poyraz olsam
 Tepsem dagitsam ne dersin

 Sen bir deli poyraz olsan
 Tepip dagitmaya gelsen
 Ben bir ulu hasta olsam
 Yoluna yatsam ne dersin

 Sen bir ulu hasta olsan
 Yoluma yatmaya gelsen
 Ben de bir Azrail olsam
 Canini alsam ne dersin

 Sen de bir Azrail olsan
 Canimi almaya gelsen
 Ben bir cennetlik kul olsam
 Cennete girsem ne dersin

 Sen bir cennetlik kul olsan
 Cennete girmeye gelsen
 Pir Sultan üstadin bulsan
 Bilece girsek ne dersin

 PIR SULTAN ABDAL


AG GÜL ILE KIRMIZI GÜL

 Cem-i çiçeklerin hasi
 Ag gül ile kirmizi gül
 Deli gönül eglencesi
 Ag gül ile kirmizi gül

 Talip olmak pirindendir
 Irenk almak gülündendir
 Muhammed'in terindendir
 Ag gül ile kirmizi gül

 Pir Sultan'im ey gaziler
 Alnimizda al yazilar
 Talip de Pir'in arzular
 Ag gül ile kirmizi gül

 PIR SULTAN ABDAL



 Çektigim cevr ü cefayi
 Çekerim senden ötürü
 Ikrar iman bir olunca
 Sen de çek benden ötürü

 Ikrar imani güderim
 Sensiz alemi niderim
 Iste geldim us giderim
 Bir tatli dilden ötürü

 Severim gonca gülleri
 Koklarim gonca gülleri
 Sararim ince belleri
 Gittigim yoldan ötürü

 Bana kiyak ne bakarsin
 Sinemi ada yakarsin
 Bana ne sitem edersin
 Ikrarsiz elden ötürü

 Ferhan Sirin'ine tapar
 Gülüngün havaya atar
 Basini altina tutar
 Can verir candan ötürü

 Mümin olan Hakk'a tapar
 Münafiklar yoldan sapar
 Arka vermis dagi çeker
 Ferhat Sirin'den ötürü

 Pir Sultan'im deme yalan
 Etme imanina talan
 Bu dünyada gerçek olan
 Ser verir sirdan ötürü

 PIR SULTAN ABDAL


 

 

DELI GÖNÜL

Deli gönül inil inil inleme
Kadir Mevlam hasretime sal beni
Viranlikta görsen baykus sanirsin
Bir huma kusuyum sen de bil beni

Ulu bezirganim kumas satarim
Gökyüzünden uçan kusu tutarim
Yetmis iki dilden bilir öterim
Anin için fark edemez el beni

Ak pinarin boz bulanik seliyim
Ol sebepten aklim yoktur deliyim
Naci derler dört güruhun biriyim
Ararsan Hak divaninda bul beni

Gider idim ben de kendi isime
Askin dolulari yagdi basima
Agu katti benim tatli basima
Ummanlara gark eyledi sel beni

PIR SULTAN'im irak yoldan gelirsin
Gevherin kiymetini nerden bilirsin
Eksikligim çoktur sen de bilirsin
Eksiklikle kabul eyle gel beni

PIR SULTAN ABDAL



DERDIM COKTUR

 Derdim çoktur hangisine yanayim
 Yine tazelendi yürek yarasi
 Ben bu derde nerden derman bulayim
 Meger Sah elinden ola çaresi

 Türlü donlar giyer gülden naziktir
 Bülbül cevreyleme güle yaziktir
 Çok hasretlik çektim bagrim eziktir
 Güle gelir gelir canlar paresi

 Benim uzun boylu serv-i çinarim
 Yüregime bir od düstü yanarim
 Kiblem sensin yönüm sana dönerim
 Mihrabimdir iki kasin arasi

 Didar ile muhabbete doyulmaz
 Muhabbetten kaçan insan sayilmaz
 Münkir üflemekle çirag söyünmez
 Tutusunca yanar askin çirasi

 PIR SULTAN'im kati yüksek uçarsin
 Selamsiz sabahsiz gelir geçersin
 Asik muhabbetten niçin kaçarsin
 Böyle midir ilimizin töresi

 PIR SULTAN ABDAL

 

 

 



HAYALIN

 Hayalin gönlümde elif lam yazar
 Dem gelir geçer de devran eglenmez
 Felek vurdu kirdi burcu barini
 Yel eser savrulur harman eglenmez.

 Dünya dedikleri bir sanik yaydir
 Evveli toy dügün ahiri zaydir
 Dünya dört kapili bir kervansaraydir
 Burda konup göçen sultan eglenmez.

 Yüregimde vardir dert ile yara
 Sögleyin tabibe bulsun bir çara
 Firsat elde iken katil katara
 Göçer, senin için kervan eglenmez.

 Yüregimde vardir der ile firak
 Muradim bir didar, menzilim irak
 Bu dert ehline de bir derman gerek
 Derdi olmayanda derman eglenmez.

 PIR SULTAN ABDAL'im artiyor zarim
 Bir dem efendimsin bir dem sultanim
 Ugruna fedadir bu sirin canim
 Sensiz bu cihanda bu can eglenmez.

 PIR SULTAN ABDAL



DOSTLARIM HANI

 Sendin buralarin sanli agasi
 Talan oldu gitti Harran ovasi
 Iyi günün dostu çekti sefasi
 Canim ciger diyen dostlarim hani

 Güvenmeyin dostlar dünya malina
 Benim bakin simdi müskül halima
 Harcadim ömrümü dostlar yoluna
 Canim ciger diyen dostlarim hani

 Ey agalar beyler size de kalmaz
 Dönerler, dönerler, Pir Sultan dönmez
 Hakk yoluna giden yigitler ölmez
 Canim ciger diyen dostlarim bilmez

 PIR SULTAN ABDAL




DÜNYANIN ÜSTÜNDE KURULU DIREK

 Dünyanin üzerinde kurulu direk
 Emek sayilmadan, sizlar bu yürek
 Bu düzeni kim kurmus bizler de bilek
 Söyle canim söyle dinlesin canlar

 Ocaga koymuslar köse tasini
 Hakk kollasin gerçeklerin isini
 Bir gun agridirlar senin basini
 Söyle canim söyle dinlesin canlar

 Pir Sultan Abdal'im farz eylesinler
 Yola gelmeyenden edilmez minnet
 Cümlenin muradi dünyada cennet
 Söyle canim söyle dinlesin canlar


 PIR SULTAN ABDAL



 

GECEMEZSIN DELI GÖNÜL GECILMEZ


 Geçemezsin deli gönül geçilmez
 Bir tuzaga tutulursun epsem dur
 Bu erenler dolusudur içilmez
 Içenlerin bagri keser epsem dur

 Evvel ikrar verip sonra dönersin
 Sehil yokus görüp döner kaçarsin
 Ondurayim dersin yaram açarsin
 Azdirip da saramazsin epsem dur

 Mürsidinin nasihatin tutmayan
 Gönülcügün musahibe katmayan
 Aridip kalp evin temiz tutmayan
 Çig yerlerde tohum bitmez epsem dur

 Er ogluna bir münasip yar gerek
 Verdigi ikrara pek dur gerek
 Can cesetten alin yuyan er gerek
 Ölüme kail olmazsin epsem dur

 Pir Sultan'im söyler sözün dogrusun
 Yezit bundan ne anlasin ne duysun
 Arit kalp evini sultan otursun
 Tacin tahtin terk edersin epsem dur

 PIR SULTAN ABDAL


 

 

GITME GIDEN GITME SUAL SORAYIM

 

Gitme giden gitme sual sorayim
 Ya ne bu dünyanin üstünde durur
 Vallahi billahi ben onu gördüm
 Dünya Sari Öküz'ün üstünde durur

 Gitme giden gitme bir dahi soram
 Ya bu öküz neyin üstünde durur
 Vallahi billahi ben onu gördüm
 Öküz de bir salin üstünde durur

 Gitme giden gitme bir dahi soram
 Ya bu sal da neyin üstünde durur
 Vallahi billahi ben onu gördüm
 Sal da bir baligin üstünde durur

 Gitme giden gitme bir dahi soram
 Ya bu balik neyin üstünde durur
 Vallahi billahi ben onu gördüm
 Balik da deryanin üstünde durur

 Gitme giden gitme bir dahi soram
 Ya bu derya neyin üstünde durur
 Vallahi billahi ben onu gördüm
 Derya da ikrarin üstünde durur

 Gitme giden gitme bir dahi soram
 Ya bu ikrar neyin üstünde durur
 PIR SULTAN'im der ki ben onu gördüm
 Ikrar da imanin üstünde durur

 PIR SULTAN ABDAL


 

 

 

ISITIP AVAZIM BEN DE VARAYIM

 Isitip avazim ben de varayim
 Eglen uçup gitme konadur bülbül
 Senin askin benim kalbim evini
 Vücudun sehirde doladir bülbül

 Bülbülün donlari sari gazelden
 Gözünün sürmesi yegdir güzelden
 Bülbül güle asik olmus ezelden
 Hardan mi gülden mi yanadir bülbül

 Sultan eder irahmeti kuluna
 Tabip gerek derler derman buluna
 Benlik ila konma gülün dalina
 Har vardir pençeni kanadir bulbul

 PIR SULTAN dilinden gevherler saçar
 Her kisi boyunca libasin biçer
 Geçer bu güzellik eyyami geçer
 Bu dünyanin sonu fenadir bülbül

 PIR SULTAN ABDAL



 

 

 

KOCA BASLI KOCA KADI

 Koca basli koca kadi
 Sende hiç din iman var mi
 Harami helali yedi
 Sende hiç din iman var mi

 Fet verir yalan yulan
 Domuz gibi dagi dolan
 Sirtina vururum palan
 Senin gibi hayvan var mi

 Iman eder amel etmez
 Hakk'in buyruguna gitmez
 Kadilar yas yere yatmaz
 Hiç böyle bir seytan var mi

 PIR SULTAN ABDAL


 

KOYUN BENI HAK ASKINA YANAYIM

 

Koyun beni Hak askina yanayim
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
 Yolumdan dönüp mahrum mu kalayim
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 Benim pirim gayet ulu kisidir
 Yediler ulusu, kirklar esidir
 Oniki imamin server basidir
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 Kadilar müftüler fetva yazarsa
 Iste kemend, iste boynum asarsa
 Iste hançer, iste kellem keserse
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 Ulu mahser günü olur divan kurulur
 Suçlu, suçsuz gelir anda derilir
 Piri olmayanlar anda bilinir
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 Pir Sultan'im arsa çikar ünümüz
 O da bizim ulumuzdur pirimiz
 Hakka teslim olsun garip canimiz
 Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 PIR SULTAN ABDAL



MEYIL VERME NASA MURDAR OLURSUN

 Meyil verme nasa murdar olursun
 Dünya kadar malun olsa ne fayda
 Tutulur dilin söylemez ölürsün
 Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

 Bir gün çikarirlar evinden
 Allahin ismini koyma dilinden
 Kurtulmazsin Azrail'in elinden
 Dünya kadar fendin olsa ne fayda

 Yalan söyler kov giybette sözün var
 Güvenir gezersin oglun kizin var
 Sunda senin üç bes arsin bezin var
 Dünya kadar malin olsa ne fayda

 Yalan söyler kov giybetten geçmezsin
 Yersin haram helal yoldan geçmezsin
 Kesilir nefesin su da içmezsin
 Akan çaylar senin olsa ne fayda

 Pir Sultan'im bunu böyle vird etti
 Vardi bir mürsitten el etek tuttu
 Mürsit agirlayan Hakk'ina yetti
 Tutulmaz agudun desen ne fayda

 PIR SULTAN ABDAL


 

 

 

ÖTME BÜLBÜL

 Ötme bülbül ötme, sen degil bagim
 Dost senin derdinden ben yana yana
 Tükendi fitilim eridi yagim
 Dost senin derdinden ben yana yana

 Deryadan bölünmüs sellere döndüm
 Atesi kararmis küllere döndüm
 Vakitsiz açilmis güllere döndüm
 Dost senin derdinden ben yana yana

 Haberin duyarsin peyikler ile
 Yarami sarsinlar sehidler ile
 Kirk yil dagda gezdim geyikler ile
 Dost senin derdinden ben yana yana

 Abdal Pir Sultan'im, doldum eksildim
 Yemeden içmeden sudan kesildim
 Zülfün kemendine kondum asildim
 Dost senin derdinden ben yana yana

 PIR SULTAN ABDAL



 SABAHTAN UGRADIM BEN BIR FIGANA

 Sabahtan ugradim ben bir figana
 Bülbül aglar aglar güle getirir
 Bakin su felegin çürük isine
 Her bir cefasini kula getirir

 Deprestirme benim dertlerim tamam
 Muhabbet sirindir vermiyor aman
 Üstümüzde dönen çarh ile devran
 Felek bizi halden hale getirir

 Pir Sultan Abdal'im sözlerim haktir
 Hakk diyen kullardan hiç süphem yoktur
 Cehennemde ates olmaz nar yoktur
 Herkes atesini bile götürür

 PIR SULTAN ABDAL



 

SEFASINA CEFASINA DAYANDIM


 Sefasina cefasina dayandim
 Bu cefaya dayanmayan gelmesin
 Rengine hem boyasina boyandim
 Bu boyaya boyanmayan gelmesin

 Rengine boyandim meyinden içtim
 Nice canlar ile didar görüstüm
 Muhabbet eyleyip candan sevistim
 Muhabbeti küfür sayan gelmesin

 Muhabbet eyleyip yokla pirini
 Yusun senin namus ile arini
 Var bir gerçek ile kil pazarini
 Kildigin pazardan ziyan gelmesin

 Kirklar bu meydanda gezer dediler
 Evliyayi yola dizen dediler
 Nafsaniyetine uyan gelmesin

 PIR SULTAN'im eydür dünya fanidir
 Kirklarin sohpeti ask mekanidir
 Kusura kalmayan kerem kanidir
 Gönülden karasi olan gelmesin

 PIR SULTAN ABDAL


 Not. 4. dörtlükte bir dize eksik....



 

SEYYAH OLUP SU ALEMI GEZERIM

 

 Seyyah olup su alemi gezerim
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu
 Kendi efkarimca okur yazarim
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 Iki elim kalkmaz oldu dizimden
 Bilmem amelimden bilmem özümden
 Akittim kanli yas iki gözümden
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 Yine boralandi daglarin basi
 Akittim gözümden kan ile yasi
 Emaneti alir ol veren kisi
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 Bozuk su cihanin pergeri bozuk
 Yaziktir su geçen ömüre yazik
 Tükendi daneler kalmadi azik
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 PIR SULTAN'im eydür ummana dalam
 Gidenler gelmedi bir haber alam
 Abdal oldum çullar geydim bir zaman
 Bir dost bulamadim gün aksam oldu

 PIR SULTAN ABDAL



SORDUM SARI CIGDEME

 Sordum sari çigdeme
 Sen nerede kislarsin
 Ne sorarsin hey dervis
 Yer altinda kislarim

 Sordum sari çigdeme
 Yer altinda ne yersin
 Ne sorarsin hey dervis
 Kudret lokmasi yerim

 Sordum sari çigdeme
 Senin benzin ne sari
 Ne sorarsin hey dervis
 Hak kokusu çekerim

 Sordum sari çigdeme
 Anan baban var midir
 Ne sorarsin hey dervis
 Anam yer babam yagmur

 Sordum sari çigdeme
 Sende kardeslik var mi
 Ne sorarsin hey dervis
 Ben erlerle kardesim

 Pir Sultan erenlerle
 Yüzü dolu nurlarla
 Ak sakalli pirlerle
 Çigdemde dervislik var

 PIR SULTAN ABDAL




SULTAN SUYU

 Sultan suyu gibi çaglayip akma
 Erilir gam yeme divane gönül
 Er basimda duman, dag basinda kis
 Erilir gam yeme divane gönül

 Yikilir mi Hakk'in yaptigi havuz
 Sah-i merdaninin, biz de kilavuz
 Üç günlük dünyada, su yahsi yavuz
 Erilir gam yeme divane gönül

 Pir Sultan Abdal'im, sirdan sirada
 Bu is böyle oldu, kalsin burada
 Cümlemiz niyetlendigi murada
 Erilir gam yeme divane gönül


 PIR SULTAN ABDAL